Thursday, April 13, 2006

Hakikatler ve Post Art Yaklaşımları

Açılış (Alcoholic) ironi yapalım biraz ...

Gerçekte ne şekilde tezahür edeceğini bilemediğimiz bu hayatta aslında insan yaratılış sebebleri hakında en ufak bir fikir sahibi olmadan inaçla yaşama sıkıntısı duymamış oldugunu varsayarak kişiye özel iç çekişmeleri ve çatışmaları olanlara birde bunlara hayatta neyaptıgını bildiğini sandığını ve kendini " farkında " olan insan kategorisinde değerlendiren küstah yaratıklarlar olarak durumumuz 20000 yıl önce ki insan aczinden bir arpa boyu dahi iyi olmadığını belirtmek durumundayım...
(The pan valley) Hiç bir şeyin derdimize derman olmadığı bu buhran yıllarının nasıl geçmesi gerektiği konusunda şahsım dahilinde herkezin bir birinden daha gerizekalı yöntemleri olsada en temelinde bu zarüret halinin değişmezliğine son verecek maharetimizinde olmaması bir hayli acı verici. Bu minvalde bir önceki zırvamdada belirttiğim gibi hayat, bu acıyı çekmek için oldukça uzun bir süre tanımış oluyor bize.
(Crystal Frontier) Tabi bu "farkında olmak" halini ve bunu bir ego aracı olarak görmenin insan sağlığına nasıl bir fayda sağladığını şu ana kadar bulamamış olsamda zavallı bir olarak görülmekte istememişimdir. Üstad Oğuz Abi'nin dillere pelesenk " buna yaşamak denmez bizimkisi bedene eziyet " tarzındaki hayat felsefesi sadece dilimizde dururken kuvvetli arabeskimizide yabana atmamışızdır hiç bir zaman.
(Poison) Benim gibi genelde çok konuşan insanların hayatları da konuşmaları gibi uzar gider. Garip ve anlaşılmaz yaşama sevinçleri asılında farkına varamadıkları kişilik bölünmesi veyahut kişilik göstermesi olarak da algılanabilir.
(Uncertinity) ben ve benim gibi ne bitirmeye nede başlamaya cesaretleri olan çok kısa sürede statüko böceğine dönüşen gurabalar zaman zaman özgüven fazlası kimi zamanda yoksunluğu nedeniyle hiç bir zaman doğru dürüst karar veremezler. İşte yaşamak konusunda en büyük beceri/sizliği burdan kaynaklanır.
(Tarantism) Biliyorum konuşmayı bıraktığı gün benim günüm olacaktır.

Bırakalım bunları ekselan burda sadece acı var köşe başlarında bekleyen,
menzil 'dir bizi paklayan bu hayattan,
Vazgeçmeli herşeyden hatta aşk'tan bile ...
Paşam terapi terapi nereye kadar ?

(What will you say )...

Thursday, April 06, 2006

tanrım bizi yarattın ama zamanı neden yarattın ? yada zamana bağlı ilişki arızaları

aslına bakarsan tek suçlusu zaman , zamandan arındırılmış bir hayat nisbeten şu ankinden daha kolay olurdu.
elde ettiğim deneyimler aşk ve sevgi gibi duygu kelimelerinin zaman gibi rasyonel ifadeler ile yanyana kullanılma karşıtlığı üzere kurulmuşdurumda. genel itibarı ile her sevigili yada birinci derecede aile , eş ,dost ilişkisi bir sayaç üzerine kurulmuştur. örneğin annem 2 gün aramayınca bana küser , arkadaşlarınız 2 hafta geçirirseniz olum nerdesin unuttun bizi, sevgiliniz iki dakka ihmal ardından beni sevmiyormusun benle ilgilenmiyorsun zaten neyimm ki ben tarzında yakınmalarla beyin tırmalarken aslında sizin ve diğerlerin pratik yaşam koşullarınada bir takım engeller koymakta en önemliside hepsi bir şekilde tolere edilirken sevgili içlerinde en zorudur. ilişki içerisine giren zaman kısmen duygudan yavaş yavaş yoksunlaşmaya başlamış bir ilişki veya sahiplenme terazisinina ağır ağır aşağıya bastığının bir kanıtıdır. oysa ki sevgi mutlaktır. zaman ise doğrusal yani sen istesende istemesende müdahale edemeyeceğin ve her kez için eşit olan bir durum. tabi ki durum simbiyotik yaşam formundan bir parça geliyor iliişkiler gerektiği kadar bireysel yaşanmadığından sahiplenme birmi olarak da zamn çıkıyor karşımıza .

sevgiliniz ile geçirilen zaman
sahiplenme= ----------------------------
gerçekten kendi isteğin ile yalnız geçirdiğin zaman

formüldede görüldüğü gibi sevgiliniz ile nekaadar çok vakit geçiriseniz sahiplenme oranı o oranda artacaktır. oysaki uzun süreli ilişkiler ki evlilik özellikle bakıldığında insanı usandıracak kadar uzun kendi istdiklerini yapmaya yetmeyecek kadar kısa bir zaman içerir. nedeni ? tarflardan birinin diğerine zaman baskısı yapmasıdır. geç kalma !, sen hafta sonu arkadaşlarına iken ben napacağım ! gibi... gerçekte kişilerin salt kendisi için istediği vakit sanıldığı kadarda fazla değildir. hafta sonu bir gün hafta içi en fazla iki gün yada böyle oldugunu düşünelim hafta içi 4 saat den 8 saat hafta sonuda 8 saatten toplam 16 saat * 52 hafta * 40 yıl ( evlilik süresi biliyorum çok saçma sevda saygı ile anıyorum bir insanla 40 yıl yatılırmı ) yaklaşık 33.000 toplam evlilik süresi nin yaklışık 350.000 saat oldugunu düşündüğümüzde % 10 u kadar evet nerdeyse tuvalette geçirdiğimiz süre kadar. oysaki çiftler birbirlerine bu süreki tanımış olsa ( ki zaten aslında bu hakkında nerden geldiği ayrıca bir tartışma konusudur) her şey çok daha güzel olacaktır. insanların birbiri ile olan ilişkilerini geçirilen zaman ile ölçümlendirmesi gerçekte düşük özgüven ve beceri aynı zamanda karşı tarafa olan kıskaçlık ve güvensizlik diye özetleyebiliriz.

zamanı ilişkilerden uzaklaştırdığımız zaman gerçek sevgiyi bulabilirsiniz.
gerçek sevgiye ulaşmak istiyorsanız zamandan arının
gerçekten seviyorsanız zaten zamanı hiç düşünmezsiniz.

yada tüm bunlar birer zırvadır..

ya değilse !!!

"Tutunamayanlar çizgisinin üstündeyim, beni bozar!" diyenler için...

cumartesiden beri çakramdan vurulmuş bir halde ortalıklarda dolanıyorum havuzdan çıkınca delikalılığın alemi yokmuş valla serdi şerefsiz yaa çok sağlam üşütmüşüm <> anca toparladım en çokda uçuktan korkarım budurumlarda zıkkım bi çıktımı 10 günde geçmez maymun gibi dolaşırsın neyseki atlattım diye farz ediyorum durumu. bugün içtiğimiz şey ne güzelmiş yaa strabuck'de chai tea latte ( baharatlı sütlü çay ) alışkanlık yaratır benim gibi bir endüstriyel kahvehane karşıtına ... birde kahve makinası alabilseydim neler yapacaktım, sırayla olur her halde ilk önce hayırlısı ile bi motor alabilseydik exselans tebrikeler ! kararına tepkiyle yaklaşsamda bilincin de oldugun bir eyleme şey diyemiyorum allah tamamına erdirsin. aramızda kararlı hale geçmek isteyen birileri var demek. Bir sehpa almalımıyım ? karın ağrısından ölecem hasta olmak yetmiyomuş gibi birde piknik tüp gibi geziyorum.